ALİ RANA ATILGAN HOCAMIZIN "KLEE" TABLOSUNUN HİKAYESİ

Yaşadığımız mekânlarla birlikte olgunlaşıyoruz. Yeni bir ofise taşındığınızı düşünün. Boş. Halbuki ne çok şey var etrafta, aklınızda. Bu boşluğu, bayağı bir çokluğun içinden seçtiklerinizle dolduracaksınız. Ne güzel bir tasarım problemi değil mi? “Bir adaya gideceksiniz; yanınıza, ne bileyim üç şey alacaksınız, ne alırsınız” gibi bir mesele hâline getirebilirsiniz elbette. Bir ada mıdır ofislerimiz? Her zaman olmasa da yalnız olduğunuz; ürettiğiniz, yarattığınız; evet, hatta yediğiniz, çoğunlukla içtiğiniz; kim bilir bazen içinizin geçtiği bir yer. Bazılarımız ev değiştirdiğimizden daha seyrek değiştirmez miyiz ofislerimizi? Belki “bir maraton koşacaksınız, yanınızda ne olsun” gibi bir soru gelebilir aklınıza. Akademikseniz, uzun uzun, bazen ara verip tekrar düşünmeniz gerekir bazı problemleri. Bütün bu sorular, işte o boş ofisi birden, hızlıca doldurmanıza, hemen her şeyi birdenbire toparlayıp içine yerleştirmenize engel olur. Birkaç parça alırsınız yanınıza ilk gün. Kafanızı bir an kaldırdığınızda göz göze geleceğiniz ilk yere bir şey koymak istersiniz. İşte fotoğraftaki Klee “tablo”su Sabancı Üniversitesindeki ofisime geldiğimde, özenerek yerleştirdiğim ilk şey. Hatta asmadım; bir dolabın üzerine koydum. Yavaş yavaş diye düşündüm; ofisime koyacağım diğer şeylerle beraber asacağım yeri bulurum. Akşamlar yaşadım; uzun gündüzler. Arkadaşlarım geldi gitti; toplantılar, değerlendirmeler, kahkahalar paylaşıldı; bazen fısıldadım kendi kendime; bazen sesimi yükselttim. Ofisim benimle beraber serpildi; beraber olgunlaştık. Şimdi Klee tablosu birlikte saatlerimizi, günlerimizi paylaştığımız başka bir arkadaşla yaşayacak. Yerinin boşalacağını mı düşündünüz; hayır, olgunlaşan mekânlar boşluk bırakmaz; merâkınız olmasın.

Ali Rana Atılgan

Sabancı Üniversitesi, Orta Mahalle, Üniversite Caddesi No:27  Tuzla, 34956 İstanbul

Tel: +90 (216) 483 9000   Faks: +90 (216) 483 9005